Eyvah! gözyaşları karlı dağlara düştü…
Umutlarımı söndürdü yüreğimi üşüttü.
Dokunmayın kuruyan yapraklarıma,
Savurmasın onları esen fırtına,
Bir sen kalmıştın inandığımız, güvendiğimiz.
Bir sen kalmıştın her daraldığımızda nasıl olsa “O” var diyebildiğimiz.
Bir sen kalmıştın ve bir sen hiç değişmemiştin etrafında rüzgârgülü gibi her yöne dönüp duranlara inat.
Üşümeyi senle öğrendi,köşklerde oturanlar
Kabrine bakıp utansın,kuş tüyünde yatanlar
Hayatın gibi sade,tacettin dergahında
Kırmızı kardelen oldu,kanın karlı dağlarda
Bir mucize bekledik; iki gün önce helikopterleri düşen, karla kaplı dağlarda kaybolan Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının sağ salim bulunacaklarını umduk.
Bu satırlar yazılırken gelen son haber, kaza yerine ulaşıldığı, beş cesedin bulunduğu, sağ kaldığına ihtimal verilmeyen altıncı kişiye ait cesedi arama çalışmalarının ise devam ettiği yönünde.
Helikopter kazasında yaşamını yitiren BBP Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ardından
çok şey yazıldı çizildi. bazıları anılarını anlattı bazıları düşüncelerini. Bütün yazılanlardan iki tanesi çok ilgimi çekti. Önce sizlere bunları sunalım. Prof. Süleyman Ateş yazısında bir toplantıya daveti edilen Muhsin Yazıcıoğlu’nun konuşmasından alıntılar yapmış.
Tarihi düşman Çin zalimlerinin, en rezil kötü emelleri için; saçlarından yolarak Çin Seddi içine götürmekte olduğu milyon milyon Uygur Türkleri kızları ağlıyor. Kendilerini Çin nehirlerine atmakta olan masum güzel fidan gibi kızlar ağlıyor, goncalar ağlıyor. Altay, Pamir boylarında demir kafeste aslanlar ağlıyor. Bozkurtlar ağlıyor...
Doğudan gelip batıya akan kervanın yiğit delikanlısı...
Doğudan bir güneş gibi doğan, batıda bir şimşek gibi parlayan milletin “serdengeçti” süvarisi...
Anadolu’ya bir Alperen “zarfı” ile inen ve Viyana’ya bir “Akıncı” “mazruf”u ile yükselen misyonun “serhat”lısı...
Anadolu’nun “örnek” delikanlısı...
"Çok soğuk, üşüyorum" demiştin ya hani şiirinde, hatırlarsan...
Oy!.. Ben yanam!.. Ben yanam!.. Ben yanam da sen ısınan!..
Vay aslanım!.. Vay yiğidim!.. Vay ki vay